/

Birlikte çizdiğimiz yol haritası sayesinde bireysel ihtiyaçlar ve önceliklerle ilerliyoruz. Süreç hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişim

Bülten

Bizi Takip Edin

Sosyal-Bilişsel Beceri Eğitimi

Sosyal-Bilişsel Beceri Eğitimi

Sosyal-bilişsel beceri eğitimi, çocuğun sosyal ortamları anlamasını ve bu ortamlarda kendini ifade edebilmesini desteklemeyi amaçlayan bir çalışmadır. Odak, çocuğa ezberletilmiş kalıplar öğretmek değil; karşısındaki kişiyi ve durumu okuyup buna uygun tepki üretebilmesini desteklemektir.

Sosyal beceriler tek bir yetenek değildir. Bir çocuğun oyuna katılabilmesi için önce ortamı gözlemlemesi, uygun anı seçmesi, isteğini ifade etmesi ve karşısındakinin yanıtına göre planını güncellemesi gerekir. Bu basamakların herhangi birindeki zorlanma, dışarıdan "çekingenlik" ya da "uyumsuzluk" gibi görünebilir.

Sosyal-Bilişsel Beceri Eğitimi Uygulama Bilgileri

Kimlere Uygulanır
Sosyal ipuçlarını anlama, duygu ve düşünceleri yorumlama, sohbet başlatma, esnek düşünme, sosyal problem çözme veya akran ilişkilerinde zorlanan çocuk ve ergenlerin ihtiyaçları değerlendirilebilir.
Seans Süresi
45–60 dakika bireysel çalışma, 15 dakika aile bilgilendirmesi.
Yaş Grubu
Çocuk ve ergenler
Ön Değerlendirme
Sosyal iletişim, duygu düzenleme, sosyal problem çözme becerileri değerlendirilir. Uygunluk, bireyin iletişim ve gelişimsel özelliklerine göre belirlenir.
Uygulama Süreci
Bireysel veya grup çalışmaları, rol canlandırmaları, yapılandırılmış oyunlar, aile ve okul iş birliğiyle ilerler. Yüz yüze uygulanması tercih edilir.
Sıklık
Bireyin ihtiyacına göre haftada en az 1 seans önerilir.

Sosyal-bilişsel becerinin bileşenleri nelerdir?

Sosyal-bilişsel beceri, sosyal bilgiyi algılama, yorumlama ve buna uygun davranış üretme sürecidir. "Bilişsel" ifadesi burada önemlidir: sosyal davranış yalnızca bir alışkanlık değil, arka planda yürüyen bir düşünme sürecinin sonucudur.

Bu süreç genellikle şu bileşenlerden oluşur:

  • Sosyal algı: Yüz ifadesi, ses tonu ve beden dilini fark etme.
  • Yorumlama: Fark edilen ipucunun ne anlama geldiğini çözümleme.
  • Bakış açısı alma: Karşısındakinin ne bildiğini, ne hissettiğini ve ne isteyebileceğini hesaba katma.
  • Yanıt üretme: Duruma uygun birkaç seçenek arasından birini seçme.
  • Geri bildirimi kullanma: Karşıdan gelen tepkiye göre davranışı ayarlama.

Bir çocuk bu bileşenlerin bazılarında güçlü, bazılarında zorlanıyor olabilir. Değerlendirmenin amacı hangi basamakta destek gerektiğini ayırt etmektir.

Hangi durumlarda değerlendirme önerilir?

Aşağıdaki durumlar tek başına bir tanı anlamına gelmez; ancak süreklilik gösteriyor ve çocuğun sosyal katılımını sınırlıyorsa değerlendirme düşünülebilir:

  • Oyuna katılmak isteyip nasıl katılacağını bilememe
  • Arkadaş edinmekte veya kurulan ilişkiyi sürdürmekte zorlanma
  • Sırasını beklemekte, konuşma sırasını almakta zorlanma
  • Şaka, mecaz veya ima içeren ifadeleri birebir anlama
  • Karşısındakinin ilgisini kaybettiğini fark etmeme; aynı konuyu uzun süre anlatma
  • Anlaşmazlıklarda çözüm üretmekte zorlanma; geri çekilme ya da tepki büyütme
  • Grup ortamlarında hızla bunalma ve ortamdan uzaklaşma isteği

Bu tablolar farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Duyusal düzenleme ve yürütücü işlev zorlukları da sosyal katılımı etkileyebildiği için değerlendirmede duyu bütünleme ve bilişsel rehabilitasyon alanları gözden geçirilir.

Değerlendirme nasıl yapılır?

Değerlendirme, aile ve okul bilgisi ile çocuğun etkileşim içindeki gözlemini birleştirir:

  1. Aile görüşmesi: Çocuğun akran ilişkileri, güçlü yönleri ve zorlandığı sosyal durumlar konuşulur.
  2. Etkileşim gözlemi: Terapistle kurulan oyun ve sohbet içinde çocuğun sıra alma, konu sürdürme ve ipucu okuma biçimi izlenir.
  3. Senaryo çalışması: Yaşına uygun sosyal durumlar üzerinden çocuğun durumu nasıl yorumladığı ve hangi çözümleri ürettiği gözlemlenir.
  4. Planlama: Hedefler aileyle birlikte, çocuğun gerçek yaşamındaki ortamlar dikkate alınarak belirlenir.

Hedefler "arkadaş edinmek" gibi geniş ifadeler yerine, "teneffüste oynayan bir gruba katılmak için uygun anı seçebilmek" gibi gözlenebilir basamaklardan oluşur.

Çalışma nasıl ilerler?

Çalışma, becerinin önce güvenli bir ortamda kurulup ardından gerçek ortamlara taşınması ilkesine dayanır.

Beceriyi görünür kılma

Sosyal ipuçları çoğu zaman örtüktür. Çalışmada bu ipuçları görünür hâle getirilir: yüz ifadeleri, ses tonu ve beden duruşu üzerine birlikte konuşulur, videolar ve görseller kullanılır.

Deneme ortamı oluşturma

Öğrenilen beceri önce terapistle, sonra küçük bir grupla denenir. Rol yapma ve senaryo çalışmaları, çocuğun hata yapmaktan çekinmeden deneme yapabileceği bir alan sunar.

Gerçek ortama aktarım

Beceri seans odasında kaldığı sürece işlevsel değildir. Bu nedenle aileyle ve mümkün olduğunda okulla iş birliği yapılır; çocuğun teneffüs, doğum günü veya park gibi gerçek ortamlarda uygulayabileceği somut planlar kurulur.

Akran ortamına geçiş aşamasında oyun destekli yaklaşımlar ile birlikte planlama yapılabilir.

Ailelere önerilen genel yaklaşım

  • Anı yakalayıp konuşmak: Sosyal bir durum yaşandıktan sonra, sakin bir anda "orada ne oldu, o çocuk ne hissetmiş olabilir" diye birlikte düşünmek.
  • Düzeltmek yerine merak etmek: "Öyle denmez" yerine "sence o ne anladı" sorusu, çocuğun kendi çıkarımını yapmasına alan açar.
  • Küçük ve planlı buluşmalar: Kalabalık ortamlar yerine tek arkadaşla, süresi belirli ve etkinliği önceden planlanmış buluşmalar.
  • Başarıyı görünür kılmak: İyi giden anları adlandırmak, çocuğun hangi davranışın işe yaradığını fark etmesini sağlar.
  • Gerçekçi beklenti: Sosyal beceriler yavaş gelişir; bir ortamda kazanılan beceri başka bir ortamda tekrar çalışılmayı gerektirebilir.

Çalışmada hangi konular ele alınır?

İçerik çocuğun yaşına ve değerlendirme sonucuna göre belirlenir. Sık çalışılan başlıklar şunlardır:

Oyuna ve sohbete katılma

Devam eden bir oyuna katılmak, göründüğünden karmaşıktır: ortamı izlemek, uygun anı seçmek, isteği ifade etmek ve olası bir "hayır" yanıtına hazırlıklı olmak gerekir. Bu basamaklar tek tek çalışılır.

Konuşma sırası ve konu sürdürme

Karşılıklı sohbet, sıra almayı ve karşıdakinin söylediğine bağlanmayı gerektirir. Çalışmada konuyu sürdürme, soru sorma ve konu değiştirirken geçiş yapma üzerinde durulur.

Duyguları tanıma ve adlandırma

Kendi duygusunu adlandırabilen bir çocuk, karşısındakinin duygusunu da daha kolay fark eder. Yüz ifadeleri, ses tonu ve bağlam ipuçları üzerinden bu ayrım çalışılır.

Anlaşmazlık çözme

Anlaşmazlık sosyal ilişkinin doğal parçasıdır. Amaç çatışmayı önlemek değil, çocuğun geri çekilme ve tepki büyütme dışında seçenekler üretebilmesidir.

Sık karşılaşılan yanlış bilinenler

"Kalabalığa girsin, kendiliğinden öğrenir"

Maruz kalmak tek başına öğrenmeyi sağlamaz. Ortamı okumakta zorlanan bir çocuk kalabalıkta daha fazla zorlanabilir ve olumsuz deneyimler kaçınmayı artırabilir. Kademeli ve planlı geçiş tercih edilir.

"Kalıp cümleler öğretelim yeter"

Ezberlenen cümleler sınırlı sayıda durumda işe yarar; durum değiştiğinde kullanılamaz. Bu nedenle çalışma kalıp öğretmek yerine durumu okuma ve seçenek üretme üzerine kurulur.

"Utangaçlık zamanla geçer"

Bazı çocuklar için çekingenlik geçici bir mizaç özelliğidir. Ancak sosyal ipuçlarını okumakta yaşanan zorlanma farklı bir tablodur ve kendiliğinden değişmeyebilir. Ayrımı değerlendirme yapar.

Diğer çalışmalarla birlikte yürütülür mü?

Evet. Sosyal-bilişsel beceri eğitimi sıklıkla bilişsel rehabilitasyon ve oyun destekli yaklaşımlar ile birlikte planlanır. Hangi çalışmaların bir arada yürütüleceği değerlendirme sonucunda netleşir.

Süreç, Hacettepe Üniversitesi Ergoterapi mezunu ve İstanbul Medipol Üniversitesi'nde Sinirbilim yüksek lisansı yapmış olan Dr. Erg. Zeynep Ç. Yazıcıoğlu tarafından yürütülür. Tüm hizmetlerimizi hizmetlerimiz sayfasından inceleyebilirsiniz.

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel bir değerlendirmenin yerini tutmaz. Çocuğunuzun gelişimiyle ilgili sorularınız için bir uzmana danışmanız önerilir.

Bahçede renkli paraşüt bezini top oyunuyla birlikte tutan çocuk grubu

Sosyal-Bilişsel Beceri Eğitimi'nin Faydaları

Sosyal-bilişsel beceri eğitiminin hedefi çocuğu daha uyumlu hâle getirmek değil, sosyal ortamları anlamasını ve kendini ifade edebilmesini desteklemektir. Aşağıdaki alanlar aile ve terapistin birlikte izlediği başlıca gelişim başlıklarıdır.

  • Yüz ifadesi, ses tonu ve beden dili ipuçlarını fark etme

  • Oyuna ve sohbete katılma, akran ilişkisini sürdürme

  • Anlaşmazlıklarda seçenek üretme ve çözüme yönelme

Sosyal beceriler günlük yaşamda nasıl görülür?

Sosyal becerilerdeki zorlanmalar çoğu zaman kişilik özelliği olarak yorumlanır. Oysa aileler genellikle şu somut tabloları anlatır:

  • Teneffüs: Çocuk oynamak ister ama gruba nasıl katılacağını bilemez; kenarda izler.
  • Sohbet: Kendi ilgi alanını uzun süre anlatır; karşısındakinin ilgisinin azaldığını fark etmez.
  • Doğum günü: Davete gitmek ister ancak kalabalıkta hızla bunalır ve erken ayrılmak ister.
  • Oyun kuralları: Anlaşmazlıkta çözüm üretmek yerine oyunu bırakır ya da tepkisi büyür.
  • Mecaz ve şaka: Şakayı birebir anlar, alındığını hisseder.
  • Grup çalışması: Sınıfta ortak görevde rol paylaşımı yapmakta zorlanır.

Bu tablolar tek başına bir tanı göstergesi değildir. Ancak süreklilik kazandığında ve çocuğun akran ilişkilerini, okul katılımını veya özgüvenini etkilemeye başladığında bir değerlendirme yararlı olur.

Değerlendirmenin amacı çocuğu sosyalleştirmek değil, zorlanmanın hangi basamakta ortaya çıktığını görmektir. İpucunu fark etmeyen bir çocukla, fark edip nasıl yanıt vereceğini bilemeyen bir çocuğun ihtiyacı birbirinden farklıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ailelerin sosyal-bilişsel beceri eğitimiyle ilgili en sık ilettiği soruları ve yanıtlarını aşağıda bulabilirsiniz. Sosyal zorlanmalar okulda, evde ve akran ortamında farklı biçimlerde görünebildiği için, çocuğunuzun hangi ortamda ne yaşadığını değerlendirme görüşmesinde ayrıntılı olarak konuşuyoruz. Okul gözlemi ya da öğretmen görüşü, tabloyu netleştirmek açısından bu süreçte bize yardımcı olur.

Sosyal-bilişsel beceri eğitimi, çocuğun sosyal ortamları anlamasını ve bu ortamlarda kendini ifade edebilmesini desteklemeyi amaçlayan bir çalışmadır. Odak, kalıp cümleler ezberletmek değil; karşısındaki kişiyi ve durumu okuyup buna uygun tepki üretebilmesini desteklemektir.

Ezberlenen cümleler yalnızca sınırlı sayıda durumda işe yarar; durum değiştiğinde kullanılamaz hâle gelir. Bu nedenle çalışma kalıp öğretmek yerine durumu okuma, seçenek üretme ve karşıdan gelen geri bildirime göre davranışı ayarlama üzerine kurulur.

Bazı çocuklar için çekingenlik geçici bir mizaç özelliğidir ve zamanla değişir. Ancak sosyal ipuçlarını okumakta yaşanan zorlanma farklı bir tablodur ve kendiliğinden değişmeyebilir. Bu ayrımı değerlendirme ortaya koyar.

Maruz kalmak tek başına öğrenmeyi sağlamaz. Ortamı okumakta zorlanan bir çocuk kalabalıkta daha fazla zorlanabilir ve olumsuz deneyimler kaçınmayı artırabilir. Bu nedenle kademeli ve planlı geçiş tercih edilir.

Bakış açısı alma, karşısındaki kişinin ne bildiğini, ne hissettiğini ve ne isteyebileceğini hesaba katabilmektir. Bu beceri sosyal davranışın temelini oluşturur; bir şakanın neden komik olduğunu ya da bir arkadaşın neden üzüldüğünü anlamak bu süreçle ilgilidir.

Aile onay verdiğinde okulla iletişim kurulabilir. Teneffüs ve grup çalışması gibi anlar sosyal becerilerin en çok kullanıldığı zamanlardır; öğretmenle paylaşılan öneriler kazanılan becerinin gerçek ortama aktarımını destekler.

Sosyal bir durum yaşandıktan sonra sakin bir anda "orada ne oldu, o çocuk ne hissetmiş olabilir" diye birlikte düşünmek etkili bir yöntemdir. Düzeltmek yerine merak etmek, çocuğun kendi çıkarımını yapmasına alan açar. Süresi belirli ve tek arkadaşla yapılan planlı buluşmalar da yararlıdır.

Kesin bir süre vermek doğru olmaz. Çocuğun yaşı, zorlanmanın hangi basamakta olduğu, eşlik eden başka gelişim alanlarının bulunup bulunmadığı ve becerinin gerçek ortamlarda ne ölçüde desteklenebildiği süreyi etkiler. İlerleme belirli aralıklarla yeniden değerlendirilir.

Evet. Çalışma bir tanıya bağlı değildir. Herhangi bir tanısı olmayan çocuklarda da akran ilişkileri veya iletişim alanında zorlanma görülebilir. Belirleyici olan tanı değil, zorlanmanın günlük yaşam katılımını ne ölçüde etkilediğidir.

Hedefler gözlenebilir basamaklar hâlinde belirlendiği için ilerleme ailenin de izleyebileceği göstergelerle takip edilir. Örneğin "teneffüste bir gruba katılmak için uygun anı seçebilmek" gibi somut bir hedef, belirli aralıklarla birlikte gözden geçirilir.

Olabilir. Kalabalık ve gürültülü ortamlarda hızla bunalan bir çocuk için sosyal zorlanmanın bir bölümü duyusal düzenlemeyle ilişkili olabilir. Bu nedenle değerlendirmede duyusal profil de incelenir ve gerektiğinde iki çalışma birlikte planlanır.

Çocuğunuzun sosyal ortamlarda zorlandığı somut anları, bu anların sıklığını ve sizin en çok değişmesini istediğiniz durumu not almanız yeterlidir. Varsa okul geri bildirimleri ve daha önce alınmış değerlendirme raporları da yardımcı olur.

WhatsApp'tan bize ulaşın